• Samsun
  • Son Güncelleme 16:41
Kızamık vakalarındaki artışın nedeni … Görseli
SAĞLIK

Bu gönderiyi paylaşabilirsiniz!

Son günlerde yetişkinlerde yaşanan kızamık artışının sebebi ne? Kızamık aşısı yeterli mi? Uzman isim yanıt verdi

 

Sağlık Bakanlığı, Türkiye’deki kızamık vakalarında artış yaşandığını duyurdu. Son günlerde pek çok kişinin de sosyal medyadan kızamık olduğunu açıklaması, durumun ne kadar ciddi olduğunu gözler önüne serdi. Kızamık esas olarak çocukluk döneminde görülen bir hastalık olmasına rağmen yetişkin yaştakileri daha çok etkiliyor. Peki, çocuklukta yapılan kızamık aşısı yeterli değil mi?

Kızamık virüsünün hava yoluyla bulaştığını söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İftihar Köksal, "Enfekte kişilerin öksürme ve hapşırmalarının yanı sıra ağız ya da burun salgılarıyla kişiden kişiye kolayca yayılır. Bağışıklığı olmayan ve enfekte bir kişiyle yaşam alanını paylaşan her 10 kişiden 9’u enfekte olur. Yani son derece bulaşıcıdır. Döküntü görülmeden önceki ilk 4 gün en bulaşıcı dönemdir. Döküntüden sonra bulaştırıcılık 4 gün daha azalarak devam eder. Bu kadar kolay bulaşan hastalığa karşı en temel korunma yöntemi aşılamadır. Ayrıca hasta kişilerin diğer kişilerle temasından kaçınmalı ve solunum yolu izolasyonu yapılmalı. Kızamık geçirildikten sonra yaşam boyu bağışıklık bırakan bir hastalık" dedi.

 Açıklamalar şöyle:

"Belirtiler, genellikle enfekte bir kişiye maruz kaldıktan 10-12 gün sonra gelişiyor ve 7-10 gün kadar sürüyor. İlk belirtiler 40 °C'den yüksek ateş, öksürük, burun akıntısı ve gözlerde sulanma, kızarma ve konjunktivittir.  Semptomların başlamasından 2 veya 3 gün sonra ağız içinde, yanak iç kısmında  koplik lekesi olarak bilinen inci tanesi gibi küçük beyaz lekeler oluşabiliyor. Solunum yolu semptomlarından 3-5 gün sonra da yüzde başlayan ve daha sonra tüm vücuda yayılan kırmızı döküntü meydana geliyor. Hastalık komplikasyonlarla seyredebiliyor. Yaygın komplikasyonlar arasında ishal (vakaların yüzde 8'inde), orta kulak enfeksiyonu (yüzde 7) ve zatürre (yüzde 6) sayılabilir. Daha az yaygın olarak nöbetler, körlük veya beyin iltihabı meydana gelebiliyor. 10-15 yıl sonra ise subakut sklerozan panensefalit (SSPE) denilen ölümcül beyin hasarına neden olabiliyor.”

Yetişkinde Risk Çocuktan Daha Fazla

Kızamığın esas olarak çocukluk yaş grubu hastalığı olduğu bilgisini veren Prof. Dr. İftihar Köksal, “Çocuklarda görülen kızamık arttıkça temas riski nedeniyle bağışıklığı olmayan erişkinler de tehlikeye giriyor. Daha önce kızamığı geçirmemiş, aşı olmamış, eksik aşılı erişkinlerin yanı sıra hematoloji, onkoloji hastaları ile organ ya da kemik iliği nakli yapılmış kişiler de risk altında bulunuyor. Yetişkinlerde kızamık çocuklara göre daha ağır ve komplikasyonlarla seyredebiliyor. Döküntü atipik olabilirken, erişkinde görülen diğer döküntülü hastalıklarla ayırıcı tanısını yapmak önem taşıyor. Menenjit, ensefalit ve zatürre ile seyretme olasılığı çocuklardan daha fazla oluyor” bilgilerini paylaştı.

İki doz aşı şart!

"Aşılar kullanıma girmeden önce etkinlik ve güvenlik için çok sayıda ve uzun süreli testlerden geçiriliyor. Kullanım için onay verilen tüm aşılar bu testlerden başarıyla geçmiş olan aşılardır. Kızamık aşısı 50 yılı aşkın bir süredir kullanılıyor. Kızamık vakaları birçok ülkede çok az sayıda görülürken, bu hastalığa bağlı ölümler de günümüzde pek görülmüyor. Bu durum aşı sayesinde gerçekleşiyor. Bugün ülkemizdeki vaka artışının en büyük nedeni aşılanmamış düzensiz göçmenler ve aşı karşıtlığı nedeniyle aşı yaptırmayanlar. Bir kızamık vakası, etrafındaki 9-10 aşısız çocuğu enfekte edebiliyor. Bu durumun bilinmesine rağmen neden hâlâ aşıya karşı çıkılır, anlamak mümkün değil."

0 Yorum

Yorum Yap