• Samsun
  • Son Güncelleme 21:00

Bu gönderiyi paylaşabilirsiniz!

-Biliyor musun Zeynep aslında dünyanın ilk haritasını çizen, matematikten müziğe birçok ilim dalına yön verenler hep Müslümanlardı. Ama zamanla tembelleştiler ve Batılı insanlar şunu biz bulduk, bunu biz bulduk diyerek dünyaya kendilerini buluşların kahramanı olarak tanıttılar.

-Aferin Müslümanlara.

Yazının girişinde yer alan diyalog yeryüzünün şehirlerinden birisinde bir hala yeğen arasında geçti. Dinleme modundan cevap vermeye geçen çocuk henüz altı yaşındaydı. Diyaloğu çarpıcı kılanın Müslümanlara gönderme yapan ifade olduğu aşikar. Bu giriş hafızalarda dursun biz devam edelim.

Meselâ zihnimizi yoralım azıcık. Kaynaklarda yer alan verilere göre yaşadığımız coğrafyada Batı hayranlığı Tanzimat ile başlıyor. İkinci Dünya savaşı sonrasında ise Batıcılık, Amerikancılık şeklinde tezahür ediyor. Bu veriler de zihnimizin bir köşesinde dursun. Biz sorulara geçelim.

Nedir bu ABD hayranlığı diye düşünen var mı aramızda?

Batı hayranlığının geldiği nokta neresi diye kafa yorup sızlananlar mevcut mu peki?

Bu gidişatın ivmesi, çetelesi, seyir defteri ve vesairesine dair birikenler kimin, ne kadar umurunda?

Müslüman toplumlarda vücut bulan aşağılık kompleksinin tetikleyicisi ne olabilir?

Tanzimat’tan evvel ne haldeydik bugün nereye vardık?

Listeyi uzatmak mümkün. Ancak mühim olan soruların canımızı yakıp yakmadığı. Daha da önemlisi Batı karşısında bir duruşa sahip olup olmadığımız. Bu açmazı hallettikten sonra umudu kuşanıp gayret etmekten gayrı çözüm bilmiyorum. Batı zihniyetine karşı duruş tavrını yediden yetmişe kuşanmaktan öte yol bilmiyorum. Yola çıkmadan önce “Batı’nın kişiliksiz uydusu” olmaya hayır restini çekmekten öte niyet bilmiyorum.

Bildiğim ve gücümün yettiği şu ki; ilkokul düzeyindeki talebelerimle Doğu ve Batı arasındaki uçurumu kavramak için kolları sıvadık. Bence anlıyorlar, çünkü neden anlamasınlar. Dün çalışan, düşünen, üreten Müslümanlar varsa bugün neden olmasın sorusuyla umudu kuşanıyor. Çabamız fikirleri bir araya getirmek diyerek devam ediyoruz derslere.

Yusuf Mirza Aliya İzzetbegoviç’i, Elif Zehra İbn Sina’yı, Mehmet Hakan Biruni’yi, Zeynep Sena Piri Reis’i, Ömer Yunus Emre’yi, Abdurrahman Razi’yi, Zehra Fuat Sezgin’i, Belinay Mimar Sinan’ı, Aslı Cezeri’yi araştırıyor. Şevval Fatıma el-Fihri’yi anlatmaya başladı. Gerisini Batı düşünsün.

Biz bu isimleri ve daha fazlasını merkeze düşünme amelini alarak müfredatımıza dahil ediyoruz. Lakin işin eylem kısmında topyekün bir çabaya ihtiyaç var. Bunun için çok uzaklara gitmeye gerek yok. Hepimiz kendi bulunduğu çevreden mesul. Akrabalık bağından komşuluk ve arkadaş ilişkilerine, esnaf ahlâkından şehir estetiğine ve yeryüzünün hayat veren tüm damarlarına varana dek bir gayret üzere olanlara ne mutlu. Gelecekten yana kaygı duymayıp geçmişe dair mahzun olmayanlara ne mutlu.

İşin özü serzenişle değil şükürle aferin Müslümanlara diyeceğimiz günlerin umuduyla tutunuyoruz hayata. İnsanların ne kadar kazandıklarını, nerede yaşadıklarını değil birbirlerinin fikirlerini, hayallerini merak ettikleri günlerin yakın olması inancıyla yürüyoruz. Zira kader gayrete aşıktır. Öyle bir aşk, öyle bir gayret gerek ki her birimize hayranlık duygumuz körelmesin. Bilakis asıl mecrasını bulsun ve kıyamete dek hayat bulsun.

Hayranlık demişken bizim dağları dağların da bizi sevdiğini bilen çocuklardan başka kimse kaldı mı aramızda sahi? Alemlere Rahmet olan Nebiyi Muhteremin muhabbetine benzer Doğu’dan Batı’ya bundan âlâ tavır yok.

2 Yorum

  • Ümran Yaka Görseli

    Ümran Yaka, 06.10.2022 22:23

    Asıl soru ve asıl mevzu tam olarak bu. Batı'nın kurguladığı kavramlar ile değil kendi kavramlarımızla düşünmeye çağrı için teşekkürler.

  • Mustafa Öner Görseli

    Mustafa Öner, 04.10.2022 20:46

    Doğu-Batı mı Hak-Batıl mı?

Yorum Yap