SON DAKİKA HABERLERİ
  • Samsun
  • Son Güncelleme 02:17

Bu gönderiyi paylaşabilirsiniz!

1960'lı yıllarda Batı dünyasında gelişen rock müzik, kısa zamanda ana akım bir müzik türü haline geldi. Türkiye’de de hızla yayılmaya başladı. Bu tür müzik ilk geliştiği dönemde genellikle protest ve genel toplum yargılarının dışında bir çizgide ilerlemiştir. Dünyanın hızla kabuk değiştirmeye başladığı dönemlerde bu sürece katkı vermiş ve tüm toplumsal katmanları hızla etkilemiştir. TRT televizyonlarında özel saatlerde yabancı müzik olarak yer edinmiştir. O dönemden kalma pek çok sanatçı hala belleklerimizdedir. Elvis Presley başta olmak üzere Queen, The Beatles, Pink Floyd, Bon Jovi, Gun’s N’Roses ve daha niceleri. Hatta bir dönem yerli müziği arka plana itecek düzeyde rağbet görmüştür. Bu arada Türk Rock olarak Erkin Koray, Cem Karaca, Barış Manço başta olmak üzere pek çok yıldız yetişti. Günümüzde hala dinlenilen eserleri paylaştılar. Çok güzel günlerdi. Her zaman dediğim gibi. Bizler; bu evrende kalan en son güzel günleri yaşayan son nesildik.

İşte Dünya’da ve ülkemizde bu değişim/dönüşümler yaşanırken, Samsun’da Kökçüoğlu Mahallesinde de benzer süreç vardı. Genellikle anavatanından kopup gelmiş kişilerin yaşam alanı haline gelen mahallemiz, bilinen ifade ile ezilenlerin ve garibanların, yaşama tutunmak için mücadele edenlerin yeriydi. Her türlü etnik ve dinsel kimlik mahallemizde kendisini ifade edebiliyordu. Hoşgörü noktasında dünya standartlarının üzerinde bir yerdi. Elbette çok sorunlar yaşanırdı. Ancak o sorunlar bile güzelliğinin bir parçası, yaşamın gerçekleri idi. Velhasıl Kökçüoğlu Mahallesinde yaşamak gibi bir mutluluğu ya orada ya da benzer mahallede yaşayanlar ancak bilir. Hele şimdiki nesle bunu anlatabilmek ve kavratmak gerçekten zor. Çamurlarla oynamayı, dar sokaklarda top koşturmayı, kaldırım sohbetlerini, sokak köşelerinde çekirdek eşliğinde yapılan sohbetleri ve daha neleri.

İşte bu dönemde kenar mahallede yaşamanın, çağa ve düzene karşı çıkışın bir sembolü ve motor kuvveti olarak o dönemlerde yaygın olan protest içerikli rock müzik gençlerin dünyasına girdi. Belki amaç protest olmak değildi, kendini ifade etmek, belki de farklılaşmak idi. Sonuçta Kökçüoğlu Mahallesinde bu akım hızla gelişmeye başladı. Giyimleri farklı, sosyal yönü çok kuvvetli, sempatik ve kendini ifade etme yeteneğine sahip dört kardeş: Göktürk Kardeşler. Ülkü, Aykut, Ejdar ve Engin. Şimdi her biri yurt içi ve dışında yaşamakta olan birbirinden renkli ve cıvıl cıvıl kardeşler. Ülkü, yetenekli bir forvet futbolcusu olup kısa bir sürede profesyonel olarak top koşturmuştur. Samsun Demirspor’da futbola başlamış, sonra Ankara Demirspor ve Tokatspor’da oynamıştır. Bu arada Karga Cemal, Yusuf, Kaleci Erhan Korkmaz, Erhan Koç, Çavuş Mehmet ile birlikte 3 kez Valilik kupası kazanan Kökçüoğlu Yeşilova Spor takımında da oynamıştır. Kulüp başkanı ve antrenör de Aynur Abiydi.

Göktürk kardeşler rock müzik eşliğinde dans etmek noktasında yetenekli idiler. Kısa zamanda mahallede sevildiler ve kabul gördüler. Herhangi bir ötekileştirme yaşamadan kendilerini ifade ettiler. Bu konuda pek çok gence örnek ve yardımcı oldular. Şimdi anlattığım bu olayın 1980’li yıllarda olduğu gerçeğini unutmadan değerlendirmek ve anlamak gerekir. Toplumsal değişim ve dönüşümün sancılı olması gereken yerde, hem de Kökçüoğlunda çok önemli idi. Bu dönemde düğünler gençlerin kendini gösterme ve kanıtlama yerleri idi. Tüm gençler yerel şarkı/türkü sonrası rock dansı yaparlar ve tüm halk ilgiyle izlerdi. Göktürk kardeşler bu öncü ve değişimci yaklaşımı ile göz doldurdular ve hala belleklerdeler. Giyimleri de o döneme göre aykırı idi. Ancak bu durum toplumsal iletişim anlamında bir sorun oluşturmuyordu.

Bu aşamada Göktürk ailesinin büyüklerinden de bahsetmek yararlı olacaktır. Tarihe not düşmekte fayda var. İsmet Abi ve Rabia Ablanın beş çocuğu vardı. En büyüğü İbrahim Abi de yakışıklılığı ve ağırbaşlılığı ile sevilen kişilerdendi. Gri renkte Ford marka taksisi olan İsmet Abi de eşi Rabia Abla da öyle idi. Sürekli gülümser ve neşeli idi. Arabanın yaygın olmadığı o dönemde İsmet Abi mahallede birçok insanı hastaneye, doğuma, otobüs garajına taşımış, gitmesi gereken yere götürmüş, para almamış, parası yetmemiş-veresiye yapmış, daha sonra verirsin demiş yine de almamış bir İsmet Göktürk. Eşi Rabia da insanlığı, sevecenliği, yardım severliği nedeniyle tüm mahalle tarafından sevilen ve sayılan kişi idi. İşte aile boyu tanıttığım Göktürk Ailesi Oruçbey Caddesinden Çaltı Sokağa girdikten sonra sol tarafta 2 katlı evde yaşamakta idiler. Mahallemizin en güzel yıllarının yaşandığı o günlerde kalan anılar ve rock müzik ile dansın Kökçüoğlu macerasının anımsattıkları. Bu yüzden hep dedik ki: Bize Tek Yer Kökçüoğlu.

 

 

0 Yorum

Yorum Yap