• Samsun
  • Son Güncelleme 21:09

Bu gönderiyi paylaşabilirsiniz!

Evde kaldığımız bu günlerde okumak için daha fazla zaman buluyorum. Okumalarım sorasında yabancı bir sitede “öğrenme kaybı” kavramı karşıma çıktı. Ayrıca Milli Eğitim Bakanı sayın Prof. Dr. Ziya Selçuk’ta uzaktan eğitimi sürecinden bahsederken bazı konuşmalarında öğrenme kaybını önlemek istediklerinden bahsediyordu. Bende “Nedir bu öğrenme kaybı?” sorusunun peşine düşeyim dedim.

Öğrenme kaybı birçok yazıda “öğrencilerin okula en son okudukları sınıfta elde etikleri akademik başarıdan daha düşük bilgi ve beceriyle döndükleri seviyedir” şeklinde tanımlanmaktadır. Bana göre ise öğrenme kaybı, çocuğun öğrendiği bilgi ve beceriyi kullanmadığı veya yeterli uygulama imkânı bulamadığı zamanlarda ortaya çıkan bir unutma olayıdır. Yani çocuk, tatil veya başka bir nedenden dolayı okuldan uzun süre ayrı kaldıktan sonra okula geri döndüğünde, okuldan en son ayrıldığı günkü bilgi ve beceriyle donanımlı olarak okula yeniden başlamaz. Bundan dolayı çocukların uzun okul ayrılıklarından sonra okullarına döndüklerinde akademik başarıları düşer.

Öğrenme kaybı üzerine yapılan araştırmalar göre;

  • Çocuklar yaz tatili sürecinde bir aya eşdeğer bir öğrenme kaybı yaşar
  • Çocuklar okulda kazandıkları matematik bilgi ve becerisinin % 25-50’sini kaybettiği düşünülmektedir.
  • Yaz aylarında çocuklar 2 aylık okuma sürecini kaybeder. Yani 2 ay geriye dönerler.
  • Bu öğrenme kaybını giderebilmek için ya da en aza indirebilmek için ise okulun 6 haftalık bir süreç içinde önceki sınıfa ait içerikler için zaman harcaması gerekmektedir.

 

Yine öğrenme kaybı konusunda şu bilgiler karşıma çıktı:

Öğrenme Kaybı Çocuğun Yaşadığı Sosyoekonomik ve Kültürel Ortamdan Etkileniyor

Öğrenme kaybındaki sosyoekonomik etki musluk teorisi olarak isimlendirilen bir kavram ile açıklanıyor. Bu teori en basit haliyle şöyle çalışıyor; Okulların açık olduğu dönemlerde eğitim imkanları tüm çocuklara açıktır. Yani musluk her çocuk için açıktır. Çocuk kütüphaneye gidebilir, eğitim materyallerine, bilgisayara ve internete ulaşabilir. Öğretmenine ve arkadaşlarına sorular sorabilir. Ancak tatil dönemlerinde açık olan musluk kapanır. Çocuğun okulun sunduğu eğitim imkanlarına ulaşması okulda olduğu dönemdeki kadar kolay olmaz. Burada devreye ailenin ve çevrenin sunduğu imkanlar girer. Evinde kitap olan, etrafa boyama malzemeleri bulunan, her akşam çocuğuyla nitelikli zaman geçiren ebeveyne sahip olan çocuklar olmayan çocuklara göre avantajlı hale gelir. Covid-19 dönemindeki uzaktan eğitim faaliyetlerini bunu uyarladığımızda, evinde interneti olmayan, tv izleme imkânı bulamayan çocuklar Covid-19 öğrenme kaybından daha yüksek oranda etkilenmektedir demek yanlış olmayacaktır.

Birinci Sınıf Çocukları Bu Sürecin En Çok Etkileneni Olacak

Yazma çalışmalarına, tekrara ve kas becerisinin gerekli olduğu birinci sınıf çocukları öğrenme kaybını en çok yaşayanlar olacaktır. Yukardaki istatistiklere dönersek. Şöyle yazmıştık yukarıda; “Yaz aylarında çocuklar 2 aylık okuma sürecini kaybeder. Yani 2 ay geriye dönerler.” Buda demek oluyor ki bir sonraki yıl okula başlayacak olan çocuklar eğer gerekli desteği alamazlarsa ikinci sınıfa başladıklarında birinci sınıfın birinci döneminin bilgi ve becerisine sahip olacaklar. Tabi ki ailelerin sosyoekonomik düzeylerini eşit olarak düşünürsek. Buda çok mümkün olamayacağına göre ikinci sınıfta belki de birinci sınıf öğrencileri ile karşı karşıya gelecek öğretmenlerimiz. İşte bu sürece hazırlık önemli.

Sağlık Her şeyden Önemli

Çocuklarımızın sağlığı tabi ki her şeyden önemli. Onların sağlıklı ve mutlu bireyler olması eğitimin ana hedefi. Okuma yazma öğrenmesi sonraki bir amaç. Ancak bir şeylerde yapmak gerekir ki çocukların geleceğinin bu süreçlerden en az etkilenmesini sağlayalım.

Öğrenme kaybının en aza indirilebilmesi için en büyük sorumluluk hiç kuşkusuz ebeveynlere düşmektedir. Öğretmenlerin yönlendirici rolü azımsanmayacak düzeydedir. Ancak bunu ev ortamında uygulayacak kişiler ebeveynlerdir. Aslında korona süreci öğretmen, ebeveyn ve okul rollerindeki değişimleri de gözümüze sokması açısından da önemli. Yıllarca bu değişimin var olmadığına inandık ya da inanmak istedik. Ancak Covid-19 bu rol değişimini görmemize neden oldu.

Ebeveynler öğrenme kaybı için neler yapabilir? Buda bir sonraki yazımızın konusu olsun.

Mutluluklar.

Yorum Yap