• Samsun
  • Son Güncelleme 02:13
NASA Türk doktorun işlediği 4 uzay fotoğrafını paylaştı Görseli
SAMSUN

Bu gönderiyi paylaşabilirsiniz!

Samsun’da aile hekimi olarak görev yapan Dr. Mehmet Hakan Özsaraç, Hubble Uzay Teleskobu’nun çektiği ham görüntüleri işleyerek uzay fotoğrafına dönüştürüyor. Özsaraç’ın işlediği 4 uzay fotoğrafı Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) tarafından “Dünya’da Günün Astronomi Fotoğrafı” seçilerek çeşitli tarihlerde internet sitesinde dünya ile paylaşıldı.

 

Doktorluk mesleğinin yanı sıra profesyonel olarak hattatlık yapan, klasik Türk müziği ve fotoğrafçılıkla ilgilenen, analog fotoğraf makinesi, yazma eserler ve taş plak koleksiyonculuğu ile uğraşan Özsaraç’ın işlediği uzay fotoğrafları ise kısa sürede büyük ilgi gördü.

İşlediği 4 uzay fotoğrafının NASA tarafından “Dünya’da Günün Astronomi Fotoğrafı” olarak paylaşılmasının çok büyük bir prestij olduğunu belirten Özsaraç, fotoğraf merakını ve uzay fotoğraflarını işlemeye başladığı süreci anlattı.



 

Fotoğrafa olan ilgisinin 1998 yılında başladığını dile getiren Özsaraç,  O zaman da uzayla ilgili merakım vardı. Ay ve samanyolu fotoğrafları çekiyordum. Ancak o dönem fotoğrafın diğer alanları daha çok dikkatimi çekiyordu. Makro fotoğraf, manzara fotoğrafı, insan fotoğraflarına ilgim vardı. Uzaya ise çocukluk yılarından itibaren merakım vardı. İlkokul yıllarında babaannemin hacdan getirdiği slayt makinesi vardı, o bozulmuştu. Onun merceklerini alıp kendime bir teleskop yapmıştım. Akşamları ayın kraterlerini inceliyordum. Fotoğrafa ve uzaya merakım her zaman oldu” diye konuştu.

Özsaraç, Şubat 2021’de internette paylaşılan uzay fotoğraflarını gördüğünde bu konu ile ilgili ayrıca bir merak oluştuğunu söyleyerek “Fotoğrafları gördükçe de ‘Acaba ben bunları çekebilir miyim? Yapabilir miyim?’ diye düşündüm. Gerekli olan ekipmanlara baktığımda oldukça çok yekun tuttuğunu, oldukça detaylı bir iş olduğunu fark ettim. Baktım ki ekipmanları alma imkanım var ama alsam bile bunlarla uğraşacak zamanım yok. Araştırırken uzaktan teleskop kiralanabildiğini fark ettim. Dünyada 3 ayrı yere yerleştirilmiş 10 adet teleskobun elde ettiği görüntülere uzaktan abonelik sistemiyle bir web sayfasına üye olup eriştim. Ardından bana verilen fotoğraflardan birini işlemeye başladım. Fotoğraf için yaklaşık 10 saat uğraştım. Eğitim videosunu da takip ederek o gök cisminin fotoğrafını işlemeyi başardım. Ardından işlemeye devam edip bu fotoğrafları da sosyal medyada paylaştım” diyerek sözlerine şöyle devam etti:

NASA paşlaştı

“NASA’nın 1990’da uzaya göndermiş olduğu Hubble Uzay Teleskobu’nun ham görüntülerinin halka açık olduğunu öğrendikten sonra bu verileri edinip onları işlemeye başladım. İlk olarak ‘Gül Galaksisi’nin görüntüsünü işledim. Ardından görüntüleri işlemeye devam ettim. Bunların içinden sevdiklerimi NASA editörlerine yolladım. İlki 13 Ağustos 2021’de, ikincisi 14 Aralık 2021’de, 23 Mart 2022’de üçüncüsü ve son olarak 25 Mayıs 2022’de de dördüncü fotoğrafım “Dünya’da Günün Astronomi Fotoğrafı” olarak seçildi.

 

Bu çok prestijli bir olay. Çünkü her gün oraya yüzlerce, binlerce fotoğraf gönderiliyor ve bir fotoğraf seçilip yayınlanıyor. Herkes orada yer almayı çok istiyor çünkü o fotoğraf artık NASA’nın arşivine kayıt oluyor, istedikleri zamanda bunu çeşitli zamanlarda kullanabiliyorlar. Son olarakta NASA ile e-posta üzerinden yaptığım görüşmeler sonucunda bana arşivlerinde bulunan ve daha önce hiç yayınlanmamış fotoğrafları bulup işleyip onlara göndermem konusunda bir teklifte bulunarak çalışmalarımı destekleyebileceklerini söylediler.”

'Çok fazla ilgi gördü'

Fotoğraflarının NASA tarafından yayınlandığının duyulmasının ardından çok güzel tepkiler aldığını dile getiren Özsaraç, Bu kadar ilgi beklemiyordum. Çok fazla ilgi gördü. Arayanlar soranlar oldu. Kongrelere davet edildim. Tebrik mesajları aldım. Ülkemden birisinin bu şekilde bir şeyler yapabildiğini, bunun yapılabileceğini, gençlerin merak etmelerini çok istedim ve paylaştım” dedi.

 

Teleskoplardan gelen görüntülerin çok uzun süren pozlamalarla meydana getirildiğini ifade eden Özsaraç, “Saatlerce süren fotoğraflar yapılıyor, bunlar özel yöntemlerle istifleniyor ardından bir formata çevriliyor ve fotoğraf siyah beyaz oluyor. Her bir gördüğümüz renk tonu gökyüzünde bir cismi maddeyi ifade ediyor. Nitrojen, hidrojen ve oksijen gibi uzayda en fazla bulunan maddeleri ifade ediyor. Hatta bazen radyasyon yayan x ışını gibi radyo dalgaları, infrared ışınlarının da fotoğrafı çekilebiliyor. Bunları da alıp fotoğraflarıma ekleyebiliyorum.

 

Ne kadar çok detayı ortaya çıkarabilirsek fotoğrafta bu o kadar iyi anlamına geliyor. Çünkü orada hangi maddeler var, nasıl bir gaz ve toz bulutu var görebiliyorsunuz. Mesela yıldız oluşum bölgeleri daha çok kırmızıdır, mavimsi olan bölgeler genç yıldızlar mesela veya oluşmakta olan yıldızlardır. Merkez bölgesi çok parlak sarı ise orası kara deliklerdir. Karadelikler çok önemli bölgelerdir” şeklinde konuştu.

'Hemen hemen her gün fotoğraf işliyorum'

Özsaraç, bir gezegenimsi bulutsudan yansıyan ışıkların ortaya çıkabilmesi, oradaki o yansımanın verebilmesi için o maddeleri çekecek şekilde bir filtre kullanıldığını ifade ederek “Teleskobun önüne o filtre konuluyor onunla çekiliyor. Bazen 10 ayrı filtre kullanılarak fotoğraflar çekiliyor. 10 fotoğrafı bir araya getirip elde ettiğim kareler oluyor.  Bu da tabii ki çok fazla zaman alıyor. Bazen bir hafta bazen 3 hafta sürdüğü oluyor. 1 yılda yaklaşık 300 fotoğraf işledim. Yaklaşık 70 tanesini NASA’ya gönderdim. Ben de bu kadar beklemiyordum. Bir anda kendimi bu işin içinde buldum. Hemen hemen her gün fotoğraf işliyorum” diyerek sözlerine şöyle devam etti:

“Bu kadar kötülüğün olduğu bir dünyada aslında güzellikler yaptığımızı, insanların da bunun farkında olmalarını istiyorum. İnsanlarda böyle bir tefekkür oluşturduğumu da düşünüyorum. Paylaştığım fotoğraflara yapılan yorumlardan da bunu anlıyorum. Vücudumuza baktığımızda yani mikro alemde de ayrı bir uzay var. En ufak bir molekülden başladığımızda, atomlardan geldiğimizde yine akıllara durgunluk verecek bir deryaya dalmış oluyoruz aslında. Aynı şekilde oradan yukarı çıktığımızda makro alemde yani uzayda da bambaşka bir alem var. Akıllara durgunluk verecek mesafeler var. Bir galaksiye bakıyorsunuz bizden uzaklığı 30 milyon ışık yılı. Işığın 30 milyon senede kat edebileceği bir mesafede o kadar büyük. Ve ebatları da çok büyük. Mesela bazı yıldızlar var güneşin 250 katı büyüklükte. 10 bin 100 bin kat daha parlak yıldızlar var. Halbuki biz zannediyoruz ki güneş çok büyük. Oysa güneşi kat kat geçen devasa boyutlarda büyüklükler var. İnsan bunu düşündüğünde aczini anlıyor.”


nsanlara anlatmak istiyorum'

Özsaraç, Türkiye’de astrofotoğrafçılık yapanların olduğunu ancak kendisi gibi ham görüntüleri işleyip fotoğrafa dönüştüren başka bir kişiyi duymadığını söyleyerek “ Dünyada bu işi yapanlar var ama Türkiye’de yok. Zaman zaman bana soranlar oluyor ama yeterli değil. Ben daha fazla ilgi olmasını istiyorum. Hedefim ülkemde de bunları yapabilmek. Ülkemin teleskobundaki verileri de işleyebilmek ve gençlerin bu konuda bilgi sahibi olmasını sağlamak. İsteyenlere yardımcı olmak, anlatmak, bilgi vermek. İlerleyen aşamada bir sergi açmayı düşünüyorum ve insanlara anlatmak istiyorum” diye konuştu.



Mükemmel değilse de, bu sarmal gökada en az fotojenik olanlardan biridir. Balık takımyıldızına doğru 32 milyon ışıkyılı uzaklıkta, yaklaşık 100 milyar yıldızdan oluşan bir ada evreni olan M74, muhteşem bir karşıdan görünüm sunar. Akrep gökadası olarak sınıflandırılan M74’ün zarif sarmal kollarının büyük tasarımı, parlak mavi yıldız kümeleri ve koyu kozmik toz şeritleri tarafından izlenir. Bu keskin bileşik Hubble Uzay Teleskobu’nun Araştırmalar için Gelişmiş Kamerası tarafından kaydedilen görüntü verilerinden oluşturulmuştur. M74’ün yüzeyi boyunca yaklaşık 30.000 ışıkyılı boyunca uzanan bu görüntü, gökadanın büyük yıldız oluşum bölgelerinin kırmızımsı parıltısını vurgulayarak hidrojen atomlarından yayılan emisyonu kaydeden pozları içerir. Messier kataloğundaki çoğu gökadadan daha düşük bir yüzey parlaklığına sahip olan M74, bazen Hayalet Gökada olarak bilinir.

 

Bazıları için arı kovanı gibi görünebilir. Gerçekte, Hubble Uzay Teleskobu’ndan alınan bu görüntü, içinde güçlü jetler yayan genç bir yıldız olan Herbig-Haro 666’nın bulunduğu, iki ışıkyılı uzunluğundaki kozmik bir toz sütununu yakalıyor. Yapı, gökadamızın en büyük yıldız oluşum bölgelerinden biri olan ve güney göklerinde yaklaşık 7.500 ışıkyılı uzaklıkta parlayan Karina Bulutsusu’nun içinde yer almaktadır. Sütunun katmanlı dış hatları, Karina’nın bazıları hala bulutsunun içinde oluşan genç, sıcak, büyük kütleli yıldızların rüzgarları ve radyasyonuyla şekilleniyor. Toz nüfuz eden bir görünüm Kızılötesi ışıkta , hala gizlenmiş bir bebek yıldızdan dışa doğru patlayan iki, dar, enerjik jeti daha iyi gösterir.



Devasa yıldızlar baloncukları patlatabilir. Öne çıkan görüntü, tüm yıldız baloncuklarının belki de en ünlüsü olan ve aynı zamanda Kabarcık Bulutsusu olarak da bilinen NGC 7635’i göstermektedir. Hassas görünse de, 7 ışıkyılı çapındaki balon, iş başında şiddetli süreçlerin kanıtını sunuyor. Baloncuğun merkezinin üstünde ve solunda, Güneş’ten birkaç yüz bin kat daha parlak ve yaklaşık 45 kat daha büyük kütleli, sıcak, O-tipi bir yıldız var. Şiddetli bir yıldız rüzgarı ve bu yıldızdan gelen yoğun radyasyon, çevreleyen moleküler buluttaki daha yoğun malzemeye karşı parlayan gazın yapısını patlattı. ilgi çekici Kabarcık Bulutsusu ve ilişkili bulut kompleksi, övünen takımyıldız Cassiopeia’ya doğru yalnızca 7.100 ışıkyılı uzaklıkta yer almaktadır. Kozmik balonun bu keskin, cezbedici görüntüsü , daha önce elde edilmiş Hubble Uzay Teleskobu görüntü verilerinin yeniden işlenmiş bir bileşimidir.




Deniz Kulağı Bulutsusu’nun merkezi, muhteşem bir yıldız oluşumu kasırgasıdır. Görüntü merkezinin yakınında görülebilen, her biri yaklaşık yarım ışıkyılı uzunluğunda en az iki uzun huni şeklindeki bulut, aşırı yıldız rüzgarları ve yoğun enerjik yıldız ışığı tarafından oluşturulmuştur. Yakınlardaki son derece parlak bir yıldız olan Herschel 36 bölgeyi aydınlatıyor. Uçsuz bucaksız toz duvarları diğer sıcak genç yıldızları gizler ve kızarır. Bu yıldızlardan gelen enerji soğuk toz ve gaza akarken, bitişik bölgelerde büyük sıcaklık farkları oluşturulabilir ve bu da kesme rüzgarları oluşturur. Hunilere neden olabilir. Yaklaşık 10 ışıkyılı kapsayan bu resim, yörüngedeki Hubble Uzay Teleskobu tarafından altı renkte çekilen görüntüleri birleştiriyor. M8 olarak da bilinen Deniz Kulağı Bulutsusu, Okçu (Yay) takımyıldızına doğru yaklaşık 5000 ışıkyılı uzaklıkta yer almaktadır.

 

 

Yorum Yap