• Samsun
  • Son Güncelleme 02:18
Küresel ısınma sellere neden oluyor Görseli
SAMSUN

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile iklim üzerine araştırmalar yürüten organizasyonların verilere göre, küresel ısınmanın, buzulların erimesine, bu yolla suların yükselmesine ve sellere neden olurken yağış kaynaklı sellere de doğrudan etki ettiği belirlendi.

Bu gönderiyi paylaşabilirsiniz!

Dünyada yaşanan her 1 derecelik sıcaklık artışının atmosferde tutulan su buharı miktarını yüzde 7 artırdığı belirlendi. WMO verilerine göre, dünyada sıcaklık 1900 öncesi döneme kıyasla 1,2 derece arttı. Bu veriler ışığında 2016, dünya tarihinin en sıcak yılı, 2020 ise en sıcak ikinci yıl oldu.

Sıcaklığın artması ile buzulların erimesi ve suları buharlaşma oranları da yükseldi. İngiltere merkezli ActionAid insani yardım kuruluşunun paylaştığı verilere göre, her 1 derece sıcaklık artışı, atmosferde tutulabilen su buharı miktarını yüzde 7 oranında artırıyor.

Bu durum, bulut oluşumunu da etkilerken ekvatordan kutuplara gittikçe yağış miktarını ve sürekliliğini de artırıyor, özellikle de sıcak hava akımının hareket yönündeki Kuzey Atlantik bölgesini etkiliyor. Kuzey Atlantik bölgesinde aniden bastıran şiddetli yağışlar sellere neden olurken uzun süre devam eden yağışlar baraj ve nehirlerin taşarak su baskınları oluşturmasına sebebiyet veriyor.

Bu bölgenin tarihi olarak su baskınlarına alışık ülkelerinden Hollanda, suyla mücadele için sel setleri inşa ederken bu duruma alışık olmayan veya geri kalmış ülkeler ise selle mücadelede zorluklar yaşıyor.

Küresel ısınma nedeniyle buzullarda erime ise son 25 yılda 3 trilyon tona ulaşırken bu durum deniz suyunu 8 milimetre yükseltti. Amerikan Uzay ve Havacılık Ajansı (NASA), en kötü senaryoda bu seviyenin 2100'de 0,6 metre ile 1,1 metre arasında olacağını, 2300'de ise 5 metreye ulaşacağını tahmin ediyor.

Kuzey Atlantik Bölgesi, Kuzey Avrupa'da okyanus kıyısına 300 kilometre uzaklıkta bulunan tüm bölgeleri kapsıyor. Bu bölgeler arasında geçen hafta selin vurduğu Almanya, Hollanda ve Belçika'daki bölgeler de yer alıyor.

Alman Meteoroloji Dairesi sözcüsü Uwe Kirsche'nin yaptığı açıklamaya göre, ülkedeki sel için uyarı sistemi çalışıyordu ancak bu kadar yüksek miktarda yağış beklenmiyordu. Kirsche bu miktar için, "Yüz yıllık bir sel nitelendirmesini yapmak yetersiz kalacaktır." açıklamasını yaptı.

ABD merkezli Woodwell İklim Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Jennifer Francis'e göre, dünyada görülecek fırtınalar eskisine göre daha fazla su taşıyacak, yani daha yüksek miktarda yağışlar gerçekleşecek.

Dünya-Hava İlişkisi Örgütünün (WWA) oluşturduğu çalışma grubunda yer alan van Oldenborgh, nehirlerin taşıyacağından fazla suyla dolduğunu ifade ederken, nehirlerin çevresindeki yerleşimlerin fazla suyun toprak tarafından emilmesinin önüne geçtiğini söyledi.

Sera gazlarının atmosfere salınımını azaltarak dünyanın ısınması, böylelikle buzulların erimesi ve atmosferin su buharı tutmasının önüne geçildiği biliniyor. Ancak bu süreçte insanları ve devletlerin atması gereken adımlar da bulunuyor. İnsanların afetlerin yaşanma ihtimaline karşı binaları güçlendirmesi ve afetlere hazırlık için erzak ve kıyafet çantaları oluşturması gerekiyor. Ayrıca sel alarmı verildiğinde yüksek bölgelere ve noktalara çıkmaları tavsiye ediliyor.

WHO, devletlere ise zayiatı minimuma indirecek tavsiyelerde bulunuyor. Buna göre, yerel ve merkezi yönetimlerin sel ve taşkın suyunun toprak tarafından emilmesi için özellikle dere yatakları çevresinde yağışın birikebileceği çukur noktalarda boş araziler bırakması gerekiyor.

Yorum Yap