• Samsun
  • Son Güncelleme 18:17
Orhan Hakalmaz: “Türk halk müziğini devlet korumalı, türküler 'sit alanı' ilan edilmeli” Görseli
KÜLTÜR - SANAT

Bu gönderiyi paylaşabilirsiniz!

Türk halk müziğinin güçlü seslerinden Orhan Hakalmaz, “Türk halk müziğini devlet korumalıdır. Çünkü o halkın ortak malıdır. ‘Sit alanı’ ilan edilmelidir” dedi.
 

Samsunlu sanatçı Orhan Hakalmaz, Türk halk müziğinin dününe, bugününe, yarınına ve Türkülerin halk kültüründeki yerine kadar daha birçok konuyu değerlendirdi. Türk halk müziğinin içine doğduğunu dile getiren Orhan Hakalmaz, “Kendimi bildiğimde elime bağlama, saz çalıp türkü söylüyordum. Çocukluğumda en çok söylediğim türküler olarak ‘Vay Gülüm Deniz Dalgasız Olmaz’, ‘Vardım Hint Eline’, ‘Ay Akşamdan Işıktır Yaylalar’ı hatırlıyorum. 6 yaşımda, Allah rahmetiyle muamele eylesin, babam kucağıma bağlamayı vermiş. 8 yaş civarında artık bağlamayla türkü çalabiliyordum. İlk çaldığım türkü ‘Al Mendili Mendili Kız Sever Karanfili’ türküsüydü” ifadelerini kullandı.


“Yüzde yüz örnek olarak gördüğüm kimse yoktu” diyen Orhan Hakalmaz, Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin video ve ses içerikli interaktif dergisi Samsun E-Dergi’nin 6. sayısına verdiği röportajda şöyle konuştu:
“Ancak, birçok iyi sanatçıdan faydalandım. Rahmetli Yıldıray Çınar, Orhan Gencebay ilk aklıma gelen isimler. Ama örnek olarak adlandırmak gerekirse, rahmetli Nida Tüfekçi hocam en büyük örnek aldığımız isimdi. Türk halk müziğini devlet korumalıdır. Çünkü o halkın ortak malıdır. Sahibi belli değildir demek, aslında sahibi hepimiziz demektir. Şahıs malı değildir. Şahıs malı olduğunda zaten şahıs kendi bestesini, malını korur.

Ancak halkın malı olursa, kamu malını devlet korumalıdır. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk halk müziğinin olmazsa olmazı yörelere ait tavırlarla çalıp söylenmesini koruma altına almalıdır. Yanlış ve her türlü deforme edici yorumları engellemeli ve o icracılara izin vermemelidir. ‘Sit alanı’ ilan edilmelidir. Nasıl ki Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camii hepimize aitse, türküler de hepimize aittir. Herkes aklına estiği gibi türküleri yorumlamamalıdır. Değişime direnmemeli, soruda söylediğiniz gibi teknolojide ilerlemeler, yeni aletler var.

 

Nesil değiştikçe duyumlar değişiyor, daha iyi enstrümanlar, daha iyi ses sistemleri vs. Ama asla türkülerin özüyle oynanmamalıdır. Ben bunu şöyle örnekliyorum: Herhangi bir Anadolu yemeği, mesela mantı, orijinaliyle oynamayacak ancak sunumunu güzel yapacağız. Masa, tabaklar temiz, güzel örtüler, masada birkaç çiçek, her şey görüntüde mükemmel. Bunlarla oynanabilir. Ancak mantı, mantı olacak, yorum katılmayacak.”


Türkülerin genlerde olduğuna inandığını ifade eden Orhan Hakalmaz, “Ben türkülerin genlerimizde olduğuna inanıyorum. Türkü bizim için yemektir, içmektir, yaşamın ta kendisidir. Biz, içimizi türkülere dökmüşüz, türkülerle ağlayıp türkülerle gülmüşüz diye sevdiğim bir dize vardır. Annelerimiz bizi beşiklerde ninnilerle uyuturlar, o ninniler de türküdür. Herkes kendinden bir şeyler bulabilir türkülerde. Çünkü türküler gerçektir, yapay değildir. Ben herkesin sanatla ilgilenmesi gerektiğini düşünen biriyim. Sanat insanın kabalıklarını yontar. Hissiyatını geliştirir. Hayata bakışını farklılaştırır gibi birçok faydasını sayabiliriz. Ayrıca, çocuğa özgüven verir. ‘Ben bağlama çalıyorum’ diyebilmek, çocuk için önemli bir özgüven vesilesidir diye düşünmekteyim” diye konuştu.

 

Yorum Yap